Ramazan Tarı

HAYATIN KALBİNE

 Ben tevsir alimi değilim, arapçada bilmiyorum
o yüzden baştan söylemeliyim ki, bu yazı bir tevsir
değil bir hissiyatın paylaşımıdır.

   
               Rahman ve Rahim olan Allahın Adıyla

1, 2.

Mal toplayan ve onu durmadan sayan, insanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay haline

 Burada Mübarek Kuran adeta bir insan profili çiziyor .

3.

O, malının, kendisini ebedileştirdiğini sanır.

Ve o profildeki bir insanın girmiş olduğu psikolojiyi söyluyor bize

4.

Hayır! Andolsun ki o, Hutâme'ye atılacaktır.

Ardından hayır diyor üstüne basa basa KELLA, insanın kulaklarını çınlatıyor bu kelime KELLA sadece LA değil KELLA kesin ve şeksiz şüphesiz bir hayır.Ve ardından Andolsun ki o,Hutameye atılacaktır, diyor Hutamenin ne olduğunu da söylüyor bize

5.

Hutame'nin ne olduğunu sen ne bileceksin?

6, 7.

O, Allah'ın, yüreklere işleyen tutuşturulmuş ateşidir.

   Allahın tutuşturduğu ve yüreklere işleyen bir ateş.İdrak düzeyinin ötesinde bir ateş, belki bir ateş kuyusu içine ne kadar dünyalık varsa sığa bilen. Bütün dünya sevgisini, bütün kibir araçlarını,bütün benlik gereksinimlerini yok eden bir ateş Hutame.

   Eğer siz bugün gönlünüze dünyayı ve ona ait olan şeyleri yerleştirirsenin Hutameyi çağırırsın diyor adeta Allah (c.c) yani bu gün dünyalıkla dolu olan yürek yarın Hutameyle dolacak.

  Şimdi şöyle bir dünyaya bakıyorum da.İnsaların bitmek tükenmek bilmeyen hırsları hep daha fazla hep daha fazla arayışları.Kazanmak ve elde etmek için herşeyi mubah sayan her yolu doğru gören. (yetim hakkı,devlet malı,rüşvet,gasp
,hırsızlık,vs) Sayısal lota , İddia,Atyarışı kuyruklarında,zengin olma hayaliyle bekleyen yığınca insanın yarın kendilerini bekleyen akıbetten haberleri yok, bütün değer yargıları dünya ile sınırlı.

  Belki çoğuna ürkütücü gelmiştir Hutame.Ama ben seviyorum onu içimde ne zaman dünyalık birşey için birşeyleri göz ardı etme düşüncesi gelse o dünyalığı Hutameye atıyorum şimdiden. Hiç dolmuyor Hutame ve diyorum ki Yaşasın Hutame iyiki varsın

8, 9.

Şüphesiz uzatılmış direkler arasında (bağlı oldukları halde) ateş onların üzerine kapatılacaktır.

Ne kötü bir akıbet ve ne hazin bir son.Rabbim Bizleri Hutamenin dehşetinden korusun.Kendisine layuk kul, Habibine layık ümmet eylesin.

Amin!





Gulresimleri13
 Sevgililer günüymüş 14 şubat. Bir çok şeyin olduğu gibi sevginin de içini boşalttık.Onu sadece bir güne indirgedik,heryanı kırmızıya boyadık,maazaların vitrininde koca puntalı yazılarla sevgililer gününü anımsattıp durduk .
   
  Peki biz böylemi severdik dönüp arkamıza baktığımızda sevgi hissi dahamı az yaşanmıştı Leyla ile Mecnun dan Ferhat ile Şirine, hiçte  azımsanmayacak bir sevgi kültürüne sahip bir milletiz.

  Öyle içten sevdikki.Bin cefalar etsen almam üstüme gayet şirin geldi dillerin dost dost(Sivas/Yıldızeli Ali Sultan),dedik
Aman hiç birşey olmaz canıma minnet (Serdar ortac)demedik.

  Öyle samimi sevdikki.Birtek selamına güveniyorum(Gesi bağları/Anonim)dedik.Gördünmü çok çabuk unuturum (Demet Akalın)demedik.

  Öylesi bir merhamnetle sevdikki.Mühür gözlüm seni elden sakınırım kıskanırım(Neşet Ertaş)dedik.Allah belanı versin bana gelen sana gelsin(İsmail YK)Demedik

  O zamanlar sevgiye emek veriliyordu,Sevgili yi uzaktan bir kez olsun görebilmek için,kah bir çeşme başında kah bir köşe başında nöbet tutardı sevenleri Msn açıp canlı görüşme talebi göndermezlerdi bukadar kolay değildi sevgilinin yüzünü görmebilmek

  O zamanlar Aşık maşukundan bir haber alabilmesi için bir tanıdık vasıtasıyla mektup gönderilir ve belkide günlerce cevabının gelmesi beklenirdi. Kısa mesajların kısa dilleri yoktu ssc cnm btnm gibi

 Hasılı bu topraklarda nice aşıklar yaşadı, sevginin aşkın hakkını verdiler,cananın uğruna candan geçtiler. Ne sevmek için nede sevdiğini ısbat için belirli günleri yoktu sevdiklerini hayatlarıyla ve dilden dile dolaşıp destanlaşan türküleriyle ısbat ettiler...


Maskexu9 

İKİ YÜZLÜLÜK
   Bakış açısına bağlı belkide iki yüzlülük kavramı.Toplum olarak gerek bireysel gerekse kitlesel anlamda kavramları algılayışımız dahi iki yüzlü oluyor kimi zaman.
 
Örneğin iki yüzlülükten anladığımız genel olarak bireysel ilişkilerimizde dürüst olmak. Hz Mevlana'nın Ya olduğun gibi görün yada göründüğün gibi ol düstürüna bağlı yaşamak. Bunu nekadar başarıyoruz buda tartışılır,fakat yazımın konusu bu değil,ben iki yüzlülük anlayışımızı sorgulamak istiyorum kendi açıma.
 
Toplum olarak asla onaylamayacağımız olayları farklı sahalarda görünce onaylıyor hatta alkışlayabiliyoruz.Buna bir kaç örnek sunalım. Örneğin hergün para verip aldığımız gazetelerin arka sayfa güzeli adı altında teşhir edilen bayanın yerinde kendimiz yada bir tanıdığımızın olmasını asla kabul etmeyiz ama hergün o tür kazeteleri almaya devam ederiz.Yada söz gelimi evlendirme programları belki toplumun yüzde 80 i o tür programlara çıkmayı doğru bulmaz ama izlenme oranı yüzde seksenden daha fazladır belkide.
 
Sadece medya alanında değil günlük hayatta da birçok kere böyle iki yüzlülüklerle karşılaşmak mümkün örneğin bir baba oğlunun kız arkadaşına ses çıkarmazken kızını kesinlikle kısıtlar ve asla bir erkek arkadaşı olmasına izin vermez (doğruluğunu yada yanlışlığını tartışmıyorum)halbuki oğluda bir başkasının kızı ile arkadaştır.Daha vahim ve daha iç acıdan durumsa halk arasında hayat kadını diye tabir edilen kadınlardan faydalanmaya çalışan erkekler aynı durumda uzak bir akrabalarının dahi düşmesini kesinlikle istemezler.
 
Evet bu örnekleri çoğaltmak mümkün.Birçok olayda aynı tepkiyi veriyoruz bir başkası olunca destekliyoruz fakat ucu bize dokununca ahkam kesiyoruz sizce bu iki yüzlülük değilde nedir...


Imagescaxedmyv >SATICILAR VE DİLENCİLER...
Çoğumuzun dikkatini çekmiştir.Birçok caminin avlu girişinde,yada avlusunun her hangi biryerinde, büyük puntalarla satıcılar ve dilenciler giremez!! yazar.

  Bu yazı bana hep birşeyler çağrıştırmıştır fakat nede olsa satıcı yada dilenci olmadığımı düşünerek, kendimi bu yazının muhatabı kabul etmezdim fakat bir ayet beni düşünmeye sefk etti ayet şöyle Allah, mü'minlerden canlarını ve mallarını cennet kendilerinin olmak üzere satın almıştır  Tevbe / 111..

  Camiler yeryüzünde beytullah'ın bir şubesidir diye bir sohbet dinlemiştim tabiri caizse bir alışveriş mağazası sinciri gibi. Rabbimiz her şehirde, hemen her semtte, hatta birçok mahallede birer şube açtırmış inanan kullarına(Allah c.c emeği geçenlerden razı olsun) ve karlı bir alışveriş teklif etmiş. Zaten fani olmaya mahkum mallarımızı, ve canlarımızı cennet karşılığında bana satın buyuruyor Bu ayete düz bir mantıkla bakıldığında cihat ı Allah yolunda savaşmayı emrediyor fakat yeryüzündeki camiler  birer cihat merkezi yada birer cihat meyvesi olarak duruyor göğe uzanan minareleriyle, kubbeleriyle, minberiyle, mihrabıyla tolumları diri tutuyor bir arada tutuyor saf saf Allah' ın yolunda birliğe ve dirliğe sefk ediyor...

  Dilencilere gelince çokmu uzağız dilencilikten sınırsız ihtiyaçlar içerisindeyken. gönlümüzde onca beklenti onca istek değrli olma var olma isteği ile hangi kapıdan ne dilene biliriz neyi dilerizki dilenmeye değsin. Nasıl bir kapı olmalı ki o kapıda dilenmek şeref olsun Ve bir berat gecesinde Rabbimizin buyurduğu gibi "Benden af dileyen yok mu? Onu affedeyim! Rızk isteyen yok mu? Rızk vereyim! Şifa dileyen yok mu? Şifa vereyim!" (İbn Mace, İkametü’s-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38).bir davetle bizi dilenmeye davet etsin...

  Evet şükürler olsun ki camilerin avlu girişlerinde ki yazılar sadece maddi satıcıları ve dilençileri kapsıyor Şükürler olsun Alemlerin Rabbine ki biz mücrimlere - Ne malınıza nede canınıza talip değilim artık Bundan sonra benden hiç birşey istemeyin de demiyor...

  Evet gelin her camiye gidişimizde mallarımızı ve canlarımızı satan biri edasında gidelim Dünyayı ve dünyaya ait olan herşeyi o caminin dışında tutalım ve ona yönelelim ondan isteyelim ne istiyorsak hem defalarca görmedikmi fani olandan bir hayır yok...

  Sizi bilmem ama ben bu kapıda bir ömür boyu dilene bilmeyi dileyeceğim Rabbim ayırmasın İnşaallah